“24 Haziran’a Doğru Siyasi Aktörler ve Seçim Süreci” Çalıştayı-2 düzenlendi

24 Haziran Cumhurbaşkanlığı Sistemi seçimlerine az bir süre kala İbn Haldun Üniversitesi “Seçim Süreci ve Kamuoyu” başlıklı çalıştayın ikincisi düzenlendi. İbn Haldun Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü tarafından organize edilen konferansta, GENAR Araştırma, Eğitim, Danışmanlık Başkanı İhsan Aktaş “Kamuoyu Araştırma Şirketleri Nasıl Çalışır, Neden Yanılır?” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi.

Yeni cumhurbaşkanlığı sisteminin siyasetin yapısını kökten değiştirdiğini ifade eden Aktaş, Türk siyasetinde radikalleşmekten ziyade daha ılımlı, genele hitap eden bir döneme girildiğini ve partilerin de bunu görmüş olduğunu söyledi. Aktaş, “Yüzde 51 oy ihtiyacı bütün partileri toplum ortalamasına hitap eden duruma getirdi. Mesela eskiden bir parti %10’luk oyuyla marjinal kalabiliyordu ve oraya yaslanıyordu. Şimdi AK Parti de dahil herkes kendi tabanın yetmediğini gördü. O zaman toplum ortalamasını ne kadar kucaklamak gerektiğini ve buna göre daha geniş bir yelpazeye nasıl ulaşılacağını düşünmeye başladı.” diye konuştu.

Türkiye’de siyasi parti yapılarının çok güçlü olduğunu dile getiren Aktaş, “Bu seçimde geçerli olmamak kaydıyla, bundan sonraki seçimlerde bir partiye bağlı olmadan herhangi bir adayın %5 ile çıkıp, %30-%40’lara çıkma ihtimalinin olduğu görülecek. Çünkü sistem başkanlık sistemi olduğuna göre, halkı ikna edecek bir aday çıktığında partisine bakmaksızın o kişiye yönelme ihtimali var.” değerlendirmesinde bulundu.

“Yeni seçmen tipleri oluştu”

İhsan Aktaş, seçmenin artık ülkenin genel meselelerinden kendisini sıyırıp gündelik hayattaki meselelere yöneldiğini dile getirerek, partisine bağlı ideolojik seçmen tabakasının giderek ekonomik seçmen tiplemesine dönüştüğünü, günümüzde siyasi partilerin hitaplarında büyük yatırımlar, devasa gelişmelerin yerine günlük hayatta yapılacak icraatlar olduğunu belirtti.

İhsan Aktaş, anket sonuçlarına ilişkin açıklamalar da yaparak, CHP Cumhurbaşkanlığı adayı Muharrem İnce’nin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan daha alt bir halk dili kullandığı için popülerleştirildiği, böylelikle halk tarafından daha çok gündeme getirildiği belirtti.

Seçimin son 10 gününde yaptıkları araştırmalar üzerinden değerlendirmelerde bulunan İhsan Aktaş, Recep Tayyip Erdoğan’ın oy oranının %51,5, %52, parlamento seçimlerinde ise AK Parti’nin %45 dolayında olduğunu söyledi.

“Sosyal medya kullanımı ve seçimlere etkisi”

Konferansa konuşmacı olarak katılan İbn Haldun Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölüm Başkanı Doç. Dr. Mehmet Emin Babacan ise, yeni sistemin seçimlerine ilişkin çokça konuşulan sosyal medya etkisi hakkında bir sunum gerçekleştirdi. Doç. Dr. Babacan, Türkiye’de 51 milyon aktif sosyal medya kullanıcısı olduğuna, bunun nüfusun %51’ini oluşturduğuna dikkat çekerek, bu nedenle sosyal medyanın siyasal partiler açısından önem kazandığını söyledi.

Doç. Babacan, “Sosyal medyanın sunduğu kolaylık ve rahatlık ile her şeyin yazılabilmesi, paylaşılabilmesi, her türlü vaadin kolaylıkla verilebilmesi, her yaştan, cinsiyetten, eğitim seviyesinden, her bölgeden seçmene ulaşabilme imkanlarının da siyasilerin sosyal medyayı daha çok kullanmalarına neden olmaktadır.” dedi.

Muhalefet blokunda yer alan adaylara ilişkin tespitlerde bulunan Doç. Babacan, adayların gerek kendi seçmeni, gerekse toplumun tamamını kuşatacak bir geçmişe ve iletişim diline sahip olmayışları ve seçimin erken bir tarihe alınması nedeniyle, partiler ve adayların hazırlıksız yakalandıklarını belirtti ve bunun sosyal medyanın daha çok kullanılmasına neden olduğunu söyledi.

24 Haziran seçim sürecinde başkan adaylarının Twitter’daki pratiklerini örneklerle anlatan Doç. Babacan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sosyal medyayı daha çok bilgi, haber ve duyuru amaçlı kullanmakta olduğunu ve daha resmi bir dil kullandığı değerlendirmesinde bulundu.

“AK Parti siyaseti 2002’den bu yana 3 döneme ayrılıyor”

İbn Haldun Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Dr. Ali Aslan da Türkiye’de siyasetin, partiler arasındaki çatışmadan ziyade, belli otoriteler arasındaki bir tartışma olduğu iddiasında bulundu. AK Parti’nin kuruluşundan bu yana devreye soktuğu yerli ve milli olan siyaseti üç döneme ayırdığını belirten Dr. Aslan şöyle konuştu:

“Partinin, 16 yıllık iktidarı sürecinde ilk dönemi 2002-2010 arasına ayırmak mümkün. Bu dönem özgürlükçü bir dönem. Çünkü iktidar alanını boşaltmaya yönelik bir siyaseti var ve ister istemez liberallerle iş birliği yaparak özgürlükçü bir siyaset ortaya konuldu. 2010’dan 2016’ya kadar kuşatıcı bir dil kullanılması lazımdı ve bu nedenle daha çok medeniyeti merkeze aldı. Üçüncü dönem ise 2016’dan sonra başlıyor ve bu dönemde bekaa ve güvenlik sorununu merkeze alan yerli ve milli siyaset uygulanmaya başlandı.”

Konferansın moderatörlüğünü üstlenen İbn Haldun Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Doç. Dr. Talha Köse de 24 Haziran’daki seçimlerin Türkiye Cumhuriyeti tarihinde en önemli üç seçimden biri olduğunun altını çizdi.

“Cumhuriyet tarihinin en önemli seçimlerinden biri”

Doç. Dr. Köse, “Bu seçim bizim yüz yıllık siyasi tarihimizden en önemli seçimlerden biri. Çünkü sistematik bir dönüşüm yaşıyoruz. Cumhurbaşkanlığına geçiş, devlet mekanizmasının yeniden şekillenmesi, siyaset araştırmacıları açısından yüz, yüz elli yılda görülebilecek bir dönüşüm. Bu dönüşümü anlamak, arkasındaki toplumsal desteği anlama açısından önemli.” dedi.

Alışagelmiş, geleneksek seçimlerin sonuna gelindiğini ifade eden Doç. Köse, gelecekte sosyal medya, yapay zeka gibi konuların seçimlerin temel parametresi haline geleceğini dile getirdi. Doç. Köse, “Siyaset sosyolojisi açısından da çok değişik bir dönüşüm yaşayacağız muhtemelen. Bundan sonraki seçimler kişiye özel şekillenecek.” ifadelerini kullandı.

Doç. Dr. Talha Köse, “Yeni sistemle, %50 artı bir ister istemez ittifakları getiriyor. Bazı partiler önümüzdeki dönem önemini kaybedecek, bazen de %1’lik olan partiler çok daha önemli hale gelecek. Bu açıdan bu zamana kadar düşündüğümüz tarzdaki seçim ve parti sisteminin bundan sonra ciddi bir dönüşüme uğrayacağı kanaatindeyim. Bu seçimde bütün partilerin olumlu mesajlar verdiğini gördük. Ciddi bir dönüşüm var.” dedi.

Yeni sistemin uluslararası sistem açısından da bir değişim olduğunu belirten Doç. Köse, “Artık standart dediğimiz liberal demokrasinin sonuna geldik ve popülist bir demokrasi hakim olmaya başlıyor. Bundan sonra bunu tartışacağız. Türkiye’nin maruz kaldığı eleştirilerin aslından haksız eleştiriler olduğunu görmüş olacağız.” dedi. Talha Köse, daha önce siyasete ilgisiz olan gençlerin, bu değişimle daha da ilgili ve etkin hale geleceğini dile getirdi.